Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası: Cinsel Sorunlar Boşanma Sebebi midir?
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davası, eşler arasındaki cinsel yaşamda ortaya çıkan problemlerin evlilik birliğini sürdürülemez hale getirmesi durumunda gündeme gelebilir. Cinsel ilişkinin hiç kurulamaması veya uzun süre devam etmemesi, haklı bir neden olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınma, cinsel isteksizlik, ciddi cinsel uyumsuzluk, tedavi edilebilir cinsel sorunlara rağmen tedaviden kaçınma ya da eşin cinsel iradesini ihlal eden davranışlar, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Türk Medeni Kanunu'nda cinsel sorunlar özel bir boşanma sebebi olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bununla birlikte cinsel sorunların evlilik birliğini ortak hayatın devamı eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsması halinde, TMK m. 166 kapsamında genel boşanma sebebine dayanılarak dava açılması mümkündür. Yargıtay uygulamasında da cinsel ilişkinin kurulamaması, haklı sebep olmaksızın cinsel ilişkiden sürekli kaçınma ve tedavisi mümkün bir cinsel problemin çözümü için gerekli çabanın gösterilmemesi gibi davranışların boşanma ve kusur değerlendirmesinde önem taşıdığı görülmektedir.
Ancak her cinsel problem tek başına boşanma veya kusur nedeni değildir. Cinsel hastalık ya da işlev bozukluğunun kişinin iradesi dışında ortaya çıkması ile eşin çözümü mümkün bir problemi görmezden gelmesi veya tedaviden sürekli kaçınması birbirinden ayrılmalıdır. Aynı şekilde eşlerden birinin diğerini isteği dışında cinsel ilişkiye zorlaması veya cinsel mahremiyetini ihlal etmesi, sıradan bir cinsel uyumsuzluğun ötesinde cinsel şiddet ve kişilik haklarının ihlali kapsamında değerlendirilebilir.
Bu yazımızda cinsel sorunlar boşanma sebebi midir, cinsel ilişkinin kurulamaması veya cinsel ilişkiden kaçınmak boşanma nedeni sayılır mı, cinsel isteksizlik ve cinsel uyumsuzluk nasıl değerlendirilir, tedaviden kaçınmanın kusura etkisi nedir ve cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davasında hangi deliller kullanılabilir sorularını ele alacağız. Ayrıca cinsel şiddet, sağlık raporu, tanık, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile velayet üzerindeki olası etkileri de Yargıtay uygulaması çerçevesinde inceleyeceğiz.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Nedir?
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma, eşler arasındaki cinsel yaşamda ortaya çıkan problemlerin evlilik birliğini ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek derecede sarsması üzerine açılan boşanma davasını ifade eder. Cinsel ilişkinin hiç kurulamaması, uzun süre devam etmemesi, haklı bir neden olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınma, ciddi cinsel uyumsuzluklar veya tedavi edilebilir bir cinsel sorunun çözümü için gerekli çabanın gösterilmemesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu'nda cinsel sorun bağımsız ve özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir. Bununla birlikte yaşanan problemin niteliğine göre bu tür vakıalar, TMK m. 166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasına dayanak oluşturabilir.
Burada önemli olan, her cinsel problemin kendiliğinden boşanmaya yol açmayacağıdır. Mahkeme; sorunun niteliğini, ne kadar süredir devam ettiğini, cinsel ilişkinin neden kurulamadığını, sağlık problemi bulunup bulunmadığını, tedavi imkânını ve tarafların sorunun çözümüne yönelik davranışlarını birlikte değerlendirir.
Cinsel Sorunlar Boşanma Sebebi midir?
Cinsel sorunlar, evlilik birliğini temelinden sarsacak ağırlığa ulaşması halinde boşanma sebebi olabilir. Yargıtay uygulamasında eşlerin sağlıklı bir cinsel yaşam kuramaması, özellikle bu durumun süreklilik kazanması ve ortak hayatı olumsuz etkilemesi halinde boşanma bakımından önem taşımaktadır.
Ancak yalnızca bir sağlık probleminin bulunması, bu problemi yaşayan eşin otomatik olarak kusurlu olduğu anlamına gelmez. Cinsel işlev bozukluğunun irade dışı ortaya çıkması ile eşin haklı bir sebep olmaksızın cinsel ilişkiden sürekli kaçınması hukuken aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Örneğin tedavisi mümkün olmayan ve kişinin iradesinden kaynaklanmayan fizyolojik bir rahatsızlık, evliliğin devamını ciddi biçimde etkiliyorsa bir boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık söz konusu rahatsızlığın varlığı tek başına ilgili eşe kusur yüklenmesini gerektirmez. Kusur ile boşanma sebebinin birbirinden ayrılması özellikle nafaka ve tazminat talepleri bakımından önemlidir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davası, şartları bulunuyorsa Türk Medeni Kanunu m. 166/1'de düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayanılarak açılabilir.
Dava dilekçesinde yalnızca “eşimle cinsel sorunlarımız var” şeklinde genel bir iddiada bulunmak yerine, evlilik içerisinde yaşanan somut olayların ve bunların evlilik birliği üzerindeki etkilerinin açıklanması önemlidir.
Örneğin;
Cinsel ilişkinin hiç kurulamaması,
Cinsel ilişkinin uzun süre devam etmemesi,
Eşin haklı bir neden olmaksızın cinsel ilişkiyi sürekli reddetmesi,
Tedavi edilebilir bir rahatsızlık bulunmasına rağmen tedaviden kaçınılması,
Eşin cinsel yönden aşağılanması,
Cinsel mahremiyetin üçüncü kişilerle paylaşılması,
Eşin istemediği cinsel davranışlara zorlanması
gibi olaylar somut koşullara göre boşanma davasında ileri sürülebilir.
Açılan boşanma davalarında mahkeme, ileri sürülen vakıaları ve delilleri değerlendirerek yaşanan olayların evlilik birliğini temelinden sarsıp sarsmadığını ve tarafların kusur durumlarını belirler.
Eşler Arasında Cinsel Sorunlar Boşanma Nedeni Sayılır mı?
Eşlerin cinsel yaşamında ortaya çıkan her problem tek başına boşanma sebebi değildir. Cinsel problemin evlilik birliğine etkisi ve tarafların bu problem karşısındaki tutumları önem taşır.
Geçici bir sağlık problemi, kısa süreli cinsel isteksizlik veya haklı bir nedene dayanan cinsel ilişkiden kaçınma ile yıllarca devam eden ve çözümü için herhangi bir çaba gösterilmeyen bir problem aynı şekilde değerlendirilemez.
Mahkeme özellikle eşlerin cinsel birlikteliğinin neden kurulamadığına ve sorunun çözülebilir olup olmadığına bakabilir. Gerekli görülen durumlarda tıbbi inceleme ve uzman raporları da gündeme gelebilir.
Dolayısıyla cinsel sorunların boşanma nedeni sayılıp sayılmayacağı konusunda tek bir ölçüt bulunmamaktadır. Her olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilir.
Cinsel Uyumsuzluk Boşanma Sebebi midir?
Cinsel uyumsuzluk, eşlerin cinsel yaşamdan beklentilerinin, isteklerinin veya davranışlarının birbirleriyle ciddi şekilde bağdaşmaması nedeniyle sağlıklı bir cinsel birliktelik kurulamamasını ifade edebilir.
Cinsel uyumsuzluk Türk Medeni Kanunu'nda özel bir boşanma sebebi olarak sayılmamıştır. Ancak süreklilik kazanan uyumsuzluk ortak hayatı sürdürülemez hale getirmişse, evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında boşanma sebebi olarak kabul edilebilir.
Bununla birlikte yalnızca tarafların cinsel beklentilerinin farklı olması her durumda boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Uyumsuzluğun evliliğe etkisinin somut olayda ortaya konulması gerekir.
Özellikle cinsel uyumsuzluğa zorlama, aşağılama, cinsel mahremiyetin ihlali veya diğer eşin iradesine aykırı davranışların eşlik etmesi durumunda kusur değerlendirmesi farklılaşabilir.
Eşler Arasında Cinsel Uyumsuzluk ve Boşanma
Evlilikte eşler arasındaki cinsel uyumsuzluk yalnızca fiziksel birliktelik bakımından değil, eşlerin duygusal ilişkileri ve ortak hayatları bakımından da sonuç doğurabilir.
Uzun süre çözülemeyen cinsel uyumsuzluk, taraflar arasındaki yakınlığın azalmasına, sürekli tartışmalara ve evlilikten beklenen ortak yaşamın ciddi biçimde zarar görmesine neden olabilir. Böyle bir durumda yaşanan sorunun ağırlığına göre boşanma gündeme gelebilir.
Ancak boşanma davasında ayrıca kusur değerlendirmesi yapılması gerekiyorsa, yalnızca “cinsel uyumsuzluk vardır” tespiti yeterli olmayabilir. Sorunun hangi davranışlardan kaynaklandığı ve eşlerin çözüm için nasıl hareket ettikleri değerlendirilmelidir.
Özellikle eşlerden birinin tedavi edilebilir sorununa rağmen tedaviden sürekli kaçınması ile iradesi dışında ortaya çıkan ve tedavisi mümkün olmayan bir cinsel rahatsızlığın bulunması kusur bakımından aynı sonucu doğurmaz.
Cinsel İlişkinin Kurulamaması Boşanma Sebebi midir?
Cinsel ilişkinin kurulamaması, süreklilik göstermesi ve evlilik birliğini temelinden sarsması halinde boşanma sebebi olabilir. Yargıtay uygulamasında da eşler arasında sağlıklı cinsel ilişkinin gerçekleştirilememesi boşanma uyuşmazlıklarında dikkate alınmaktadır.
Bununla birlikte cinsel ilişkinin kurulamama nedeni önemlidir. Mahkeme gerektiğinde taraflarda cinsel ilişki kurulmasını engelleyen fizyolojik veya psikolojik bir rahatsızlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi için tıbbi inceleme yaptırabilir.
Sorunun kişinin iradesi dışında ortaya çıkan ve tedavisi mümkün olmayan bir sağlık probleminden kaynaklanması halinde, boşanma koşulları oluşabilse dahi ilgili eşe sırf hastalığı nedeniyle kusur yüklenmesi doğru olmayabilir.
Buna karşılık herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın cinsel birlikteliğin sürekli reddedilmesi veya tedavi edilebilir bir problemin çözümünden kaçınılması kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Ayrıca evliliğin süresi de önem taşır. Çok kısa süreli bir evlilikte cinsel ilişkinin henüz kurulamamış olması ile makul bir süre geçmesine rağmen cinsel birlikteliğin hiç gerçekleşmemiş olması aynı şekilde değerlendirilemez.
Cinsel İlişkiden Kaçınmak Boşanma Sebebi Sayılır mı?
Haklı bir neden olmaksızın cinsel ilişkiden sürekli kaçınmak, evlilik birliğini temelinden sarsması halinde boşanma sebebi sayılabilir.
Burada özellikle davranışın sürekliliği ve nedeni önemlidir. Hastalık, ameliyat, psikolojik travma veya benzeri haklı nedenlerle belirli bir süre cinsel ilişkiden kaçınılması ile herhangi bir gerekçe bulunmaksızın diğer eşin sürekli reddedilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Yargıtay kararlarında da cinsel ilişkiden kaçınan eşin davranışının kusur olarak değerlendirilebildiği görülmektedir. Ancak kusur değerlendirmesi yapılırken olayın bütünü dikkate alınır.
Örneğin eşlerden birinin diğerine fiziksel veya psikolojik şiddet uyguladığı bir evlilikte, şiddete maruz kalan eşin cinsel ilişkiyi reddetmesi salt ret davranışından hareketle değerlendirilmemelidir. Cinsel ilişkinin reddedilmesinin nedeni ve tarafların diğer kusurlu davranışları birlikte ele alınmalıdır.
Eşlerden Birinin Cinsel İlişkiyi Reddetmesi Boşanma Nedeni midir?
Eşlerden birinin cinsel ilişkiye girmeyi reddetmesi her durumda boşanma nedeni değildir. Ancak haklı bir gerekçe bulunmaksızın sürekli hale gelen ret davranışı, evlilik birliğinin devamını diğer eş açısından çekilmez hale getiriyorsa boşanma sebebi oluşturabilir.
Bu konuda kadın veya erkek eş bakımından farklı bir hukuki ölçüt uygulanmaz. Esas olan, cinsel ilişkinin neden reddedildiği ve bu davranışın evlilik birliği üzerindeki etkisidir.
Diğer taraftan evlilik, eşlerden birine diğer eş üzerinde sınırsız bir cinsel hak tanımaz. Bir eşin cinsel ilişkiyi istememesi, diğer eşe zor kullanma veya baskı uygulama hakkı vermez. Rıza dışında cinsel davranışa zorlama ayrıca cinsel şiddet niteliğinde değerlendirilebilir.
Bu nedenle boşanma hukukunda cinsel ilişkiyi sürekli ve haklı neden olmaksızın reddetme ile eşin iradesine rağmen cinsel ilişkiye zorlanması birbirinden tamamen farklı hukuki olgulardır.
Cinsel Sorunların Tedavisinden Kaçınmak Boşanma Sebebi midir?
Tedavi edilebilir bir cinsel sorun bulunmasına rağmen eşin haklı bir neden olmaksızın tedaviden sürekli kaçınması, boşanma ve kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Örneğin cinsel ilişkinin kurulmasını engelleyen problemin tedavi edilebilir olduğu tespit edilmişse, yalnızca hastalığın varlığı nedeniyle ilgili eşin kusurlu kabul edilmesi doğru değildir. Buna karşılık eşin sorunun çözümü için hiçbir çaba göstermemesi ve tedaviyi sürekli reddetmesi farklı değerlendirilebilir.
Yargıtay uygulamasında da cinsel problemin niteliği yanında tedavi imkânı ve eşin tedavi konusundaki tutumu önem taşımaktadır.
Dolayısıyla hukuki açıdan ayrım şu şekilde yapılmalıdır: Cinsel rahatsızlığın bulunması tek başına kusur değildir; ancak tedavisi mümkün bir sorun karşısında haklı bir neden olmaksızın çözümden kaçınmak, somut olayın özelliklerine göre kusurlu bir davranış oluşturabilir.
Cinsel İsteksizlik Boşanma Sebebi midir?
Cinsel isteksizlik tek başına ve her durumda boşanma sebebi değildir. Cinsel isteksizliğin geçici veya sürekli olması, altında sağlık ya da psikolojik bir neden bulunup bulunmaması ve bu durumun evlilik birliğine etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin sağlık problemi, ağır bir yaşam olayı veya başka haklı bir nedene bağlı geçici cinsel isteksizlik doğrudan kusurlu davranış olarak kabul edilmemelidir. Buna karşılık herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın uzun süre cinsel ilişkiden kaçınılması ve bu durumun evlilik birliğini sürdürülemez hale getirmesi bir boşanma sebebi oluşturabilir.
Aynı şekilde cinsel isteksizliğin tedavi edilebilir bir sağlık probleminden kaynaklandığı durumlarda, eşin çözüm ve tedavi konusundaki yaklaşımı kusur bakımından önem kazanabilir.
Sonuç olarak mahkeme yalnızca “cinsel isteksizlik var mı?” sorusuna cevap aramaz. İsteksizliğin nedenini, süresini, cinsel ilişkinin gerçekleşmesine etkisini, tarafların davranışlarını ve evlilik birliğinin bu durumdan ne ölçüde etkilendiğini birlikte değerlendirir.
Cinsel Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası
Cinsel şiddet nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin diğer eşin cinsel dokunulmazlığını, iradesini veya mahremiyetini ihlal eden davranışlarının evlilik birliğini temelinden sarsması halinde gündeme gelebilir. Evlilik, eşlerden birine diğerini isteği olmaksızın cinsel ilişkiye zorlama veya istemediği cinsel davranışlara maruz bırakma hakkı vermez.
Cinsel şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda adı ayrıca düzenlenmiş özel bir boşanma nedeni değildir. Ancak cinsel şiddet oluşturan davranışlar, somut olayın özelliklerine göre TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan genel boşanma sebebi olarak kabul edilebilir.
Özellikle eşin diğerini rızası dışında cinsel ilişkiye zorlaması, cinsel davranışlar konusunda baskı veya tehdit uygulaması ve cinsel mahremiyetini ağır biçimde ihlal etmesi boşanma hukukunda önemli kusurlu davranışlardır. Kaynaklarda da rıza dışı cinsel ilişkiye zorlamanın cinsel şiddet olarak değerlendirildiği belirtilmektedir.
Cinsel şiddet iddiası aynı zamanda fiilin niteliğine göre aile hukukunun dışında ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle cinsel şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında boşanma hukukundaki kusur değerlendirmesi ile varsa ceza soruşturması veya kovuşturmasının hukuki niteliği birbirinden ayrılmalıdır.
Evlilikte Cinsel Şiddet Sayılan Davranışlar Nelerdir?
Evlilikte cinsel şiddet, yalnızca zor kullanılarak cinsel ilişkinin gerçekleştirilmesinden ibaret değildir. Diğer eşin cinsel iradesini ortadan kaldıran, cinsel dokunulmazlığını ihlal eden veya cinsel yaşam üzerinden ağır baskı oluşturan davranışlar somut olayın özelliklerine göre cinsel şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Cinsel şiddet kapsamında gündeme gelebilecek başlıca davranışlar şunlardır:
Eşi rızası dışında cinsel ilişkiye zorlamak,
Cinsel ilişki için fiziksel güç, tehdit veya baskı kullanmak,
Eşi istemediği cinsel davranışlara zorlamak,
Eşin açık iradesine rağmen cinsel eylemde bulunmak,
Cinsel ilişkiyi aşağılama veya cezalandırma aracı olarak kullanmak,
Cinsel yaşam üzerinden tehdit ve baskı kurmak,
Eşin cinsel mahremiyetini ağır şekilde ihlal etmek.
Kaynaklarda ayrıca eşin doğal olmayan yollardan cinsel ilişkiye zorlanmasının Yargıtay uygulamasında cinsel şiddet kapsamında değerlendirildiği aktarılmaktadır.
Bununla birlikte cinsel şiddet ile eşler arasındaki sıradan cinsel uyumsuzluğun birbirine karıştırılmaması gerekir. Bir cinsel problemin bulunması veya eşlerin cinsel beklentilerinin farklı olması tek başına cinsel şiddet değildir. Belirleyici olan diğer eşin iradesinin, bedensel bütünlüğünün ve kişilik haklarının ihlal edilmesidir.
Eşler Arasında Cinsel Şiddetin Boşanmadaki Kusura Etkisi
Cinsel şiddet uygulayan eşin davranışları boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde dikkate alınır. Özellikle eşin istemediği halde cinsel ilişkiye zorlanması, cinsel yönden aşağılanması veya cinsel dokunulmazlığına yönelik ağır davranışlarda bulunulması ciddi kusurlu davranışlar arasında değerlendirilebilir.
Ancak boşanma davasında kusur yalnızca tek bir olay üzerinden belirlenmez. Mahkeme, tarafların usulüne uygun biçimde ileri sürülen ve ispatlanan davranışlarını bir bütün halinde değerlendirir.
Bu nedenle cinsel şiddet uygulayan tarafın kusurlu olması, diğer eşin dosyada ileri sürülen başka kusurlu davranışlarının hiç değerlendirilmemesi anlamına gelmez. Sonuçta tarafların kusur derecesi somut olayın bütünü dikkate alınarak belirlenir.
Cinsel şiddetin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması halinde ise kusur değerlendirmesi, koşulları varsa manevi tazminat bakımından da önem kazanabilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davasında kusur, cinsel problemin varlığından çok problemin nedeni ve eşlerin bu sorun karşısındaki davranışları üzerinden değerlendirilmelidir.
Her cinsel hastalık veya cinsel işlev bozukluğu kusur değildir. Örneğin kişinin iradesi dışında ortaya çıkan vajinismus, erektil disfonksiyon veya başka bir cinsel hastalık ya da işlev bozukluğu bulunması tek başına eşin kusurlu kabul edilmesini gerektirmez.
Nitekim kaynaklarda aktarılan Yargıtay yaklaşımında, vajinismus rahatsızlığının varlığının tek başına kusur yüklemek için yeterli olmadığı; cinsel ilişkiden kaçınma yönünde ayrıca kusurlu davranış bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Buna karşılık sebep olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınması, eşin cinsel birlikteliği sürekli reddetmesi veya tedavisi mümkün olduğu tespit edilen bir cinsel problemi bulunmasına rağmen haklı neden olmaksızın tedaviden kaçınması kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Bu nedenle mahkemenin yanıt aradığı temel sorulardan biri “hangi eşte cinsel problem var?” değil; “cinsel hayatın sağlıklı şekilde kurulamamasında taraflara yüklenebilecek kusurlu davranışlar nelerdir?” sorusudur.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında İspat ve Deliller
Cinsel yaşamın mahrem niteliği nedeniyle cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davasında ispat, diğer bazı boşanma nedenlerine göre daha güç olabilir. Yaşanan olayların önemli bir bölümü yalnızca eşlerin bildiği özel alanda gerçekleşmektedir.
Bununla birlikte cinsel sorunların ispatında somut olayın özelliklerine göre farklı deliller kullanılabilir. Bunlar arasında:
Sağlık kuruluşlarından alınan raporlar,
Hastane ve tedavi kayıtları,
Uzman hekim değerlendirmeleri,
Taraflar arasındaki mesaj ve yazışmalar,
E-postalar,
Hukuka uygun biçimde elde edilmiş diğer iletişim kayıtları,
Tanık anlatımları,
Tarafların beyanları,
Dosyada bulunan diğer hukuka uygun deliller
yer alabilir.
Örneğin cinsel ilişkinin hiç kurulamadığı iddiası varsa tıbbi inceleme önemli hale gelebilir. Eşin cinsel ilişkiden sürekli kaçındığı iddiasında ise yazışmalar veya olayın dış dünyaya yansıyan yönlerini bilen tanıkların anlatımları değerlendirilebilir. Kaynaklarda da mesajlar, e-postalar, tıbbi raporlar ve tanık anlatımlarının bu uyuşmazlıklarda kullanılabilecek deliller arasında bulunduğu belirtilmektedir.
Ancak cinsel yaşamın mahrem olması, delil elde edilirken sınırsız hareket edilebileceği anlamına gelmez. Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Sağlık Raporu Alınır mı?
Evet. Cinsel sorunun tıbbi bir nedene dayanıp dayanmadığının belirlenmesinin gerekli olduğu boşanma davalarında sağlık raporu önemli bir delil olabilir.
Özellikle cinsel ilişkinin kurulamaması sebebiyle açılan boşanma davalarında, sorunun fizyolojik veya psikolojik kaynağının belirlenmesi gerekebilir. Sağlık incelemesi ile cinsel ilişkiye engel bir rahatsızlığın bulunup bulunmadığı, problemin geçici veya kalıcı niteliği ve tedavi imkânı değerlendirilebilir.
Kaynaklarda cinsel işlev bozukluğunun varlığı ve niteliğinin uzman sağlık kuruluşlarından alınacak raporlarla belirlenebileceği; raporun özellikle sorunun tedavi edilebilir olup olmadığının değerlendirilmesinde önem taşıdığı belirtilmektedir.
Sağlık raporu kusurun belirlenmesi açısından da önem taşıyabilir. Örneğin cinsel ilişkinin kurulamamasına neden olan sağlık sorununun tedavi edilemez olduğu tespit edilirse, bu durum evlilik birliğinin devamını etkileyebilse dahi sırf hastalığın varlığı nedeniyle eşe kusur yüklenmesi doğru olmayabilir.
Buna karşılık tedavisi mümkün olan cinsel problemi bulunan eşin haklı bir neden olmaksızın tedaviyi reddetmesi veya tedavi sürecinden sürekli kaçınması kusur değerlendirmesinde farklı bir sonuç doğurabilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Tanık Dinlenir mi?
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davasında tanık dinlenebilir. Ancak cinsel hayatın niteliği gereği tanıkların eşler arasındaki cinsel ilişkiye doğrudan şahit olması çoğu durumda mümkün değildir.
Bu nedenle tanık anlatımlarının değeri, tanığın hangi olayı nereden bildiğine göre değerlendirilir. Eşlerden birinin yaşadığı problemi yakınlarına anlatması, tarafların uzun süre ayrı odalarda yaşaması, tedavi sürecine ilişkin olaylar veya cinsel sorunların tarafların sosyal hayatına yansıyan sonuçları tanıkların bilgi sahibi olabileceği konular arasında yer alabilir. Kaynaklarda da cinsel konularda tanık bilgisinin çoğu zaman sınırlı olmakla birlikte tanık delilinden yararlanılabileceği ifade edilmektedir.
Bununla birlikte tanığın yalnızca “aralarında cinsel sorun vardı” şeklinde genel bir kanaat bildirmesinden ziyade, bizzat bildiği somut olayları açıklaması önemlidir.
Mahkeme tanık beyanlarını sağlık raporları, yazışmalar ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanmada Nafaka ve Tazminat
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanmada nafaka ve tazminat, cinsel sorunun varlığı nedeniyle kendiliğinden doğmaz. Nafaka ve tazminat bakımından Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen koşulların ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
Boşanma davası devam ederken şartları varsa tedbir nafakası; boşanmanın ardından ise TMK m. 175'teki şartların bulunması halinde yoksulluk nafakası gündeme gelebilir. Yoksulluk nafakasında boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, tarafların ekonomik durumları ve nafaka talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gibi koşullar değerlendirilir.
Maddi ve manevi tazminat bakımından ise TMK m. 174 uygulanır. Bu nedenle bir eşte tedavisi mümkün olmayan bir cinsel rahatsızlığın bulunması, boşanma bakımından önem taşısa bile tek başına tazminat sorumluluğu doğurmayabilir.
Buna karşılık haklı neden olmaksızın sürekli cinsel ilişkiden kaçınma, tedavisi mümkün bir sorunun çözümünden kaçınma, eşe cinsel şiddet uygulama veya cinsel mahremiyeti ihlal etme gibi kusurlu davranışlar tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Kaynaklarda da tedavi edilemeyen cinsel sorunun varlığı ile tedaviden kaçınmaya dayanan kusurlu davranış arasında ayrım yapılmaktadır.
Özellikle cinsel şiddet olarak kabul edilen davranışların kişilik haklarını ihlal etmesi halinde manevi tazminat talebi gündeme gelebilir. Ancak tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği ve miktarı her boşanma davasının kendi koşullarına göre belirlenir.
Cinsel Sorunların Velayete Etkisi Var mıdır?
Cinsel sorunların bulunması tek başına velayetin anne veya babaya verilmemesi için yeterli değildir. Velayet konusunda temel ölçüt eşlerin birbirlerine karşı kusurları değil, çocuğun üstün yararıdır.
Dolayısıyla eşlerden birinde cinsel isteksizlik, vajinismus, erektil disfonksiyon veya başka bir cinsel işlev bozukluğunun bulunması, kural olarak kişinin anne veya baba olarak velayet görevini yerine getiremeyeceğini göstermez.
Mahkeme velayeti belirlerken çocuğun yaşı, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları, eğitim ve yaşam düzeni, ebeveynlerin çocukla ilişkileri ve bakım olanakları gibi çocuğun üstün yararını ilgilendiren unsurları değerlendirir.
Bununla birlikte cinsel sorunla bağlantılı davranışlar çocuğun güvenliğini, gelişimini veya üstün yararını doğrudan etkiliyorsa durum farklı değerlendirilebilir. Örneğin uyuşmazlığın çocuğa yansıtılması veya çocuğun fiziksel ya da psikolojik güvenliğini tehlikeye düşüren davranışların bulunması velayet incelemesinde ayrıca önem taşıyabilir.
Sonuç olarak cinsel sorun nedeniyle açılan bir boşanma davası devam ederken veya boşanma kararı verilirken velayet, eşlerden hangisinin cinsel problem yaşadığına göre değil, müşterek çocuğun üstün yararına göre belirlenir.
