Çocuğu Göstermeme ve Teslim Etmeme: Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu
Çocuğu göstermeme ve teslim etmeme, özellikle boşanma davası devam ederken veya boşanma sonrasında anne ve baba arasında sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir. Mahkeme tarafından müşterek çocuk ile diğer ebeveyn arasında kişisel ilişki kurulmasına veya çocuğun teslimine karar verilmişse, bu kararın haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi hukuki yaptırımlara yol açabilir. Uygulamada bu durum sıklıkla “çocuk göstermeme suçu”, “çocuk teslim etmeme suçu” veya “çocuk teslimine muhalefet suçu” olarak ifade edilmektedir.
Çocuğun velayeti kendisine verilen anne ya da baba, velayet hakkına dayanarak diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi keyfî biçimde engelleyemez. Aynı şekilde kişisel ilişki kapsamında çocuğu teslim alan ebeveyn de mahkeme kararında belirtilen sürenin sonunda müşterek çocuğu geri teslim etmekle yükümlüdür. Çocuk teslimi ve kişisel ilişkiye ilişkin uyuşmazlıklarda temel ölçüt ise ebeveynlerin isteklerinden önce çocuğun üstün yararıdır.
7343 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının uygulanmasında önemli bir değişikliğe gidilmiştir. Eski sistemdeki icra yoluyla çocuk teslimi uygulaması kaldırılmış; ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi görevi 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine verilmiştir. Teslim emrine aykırı davranılması veya emrin yerine getirilmesinin engellenmesi halinde ise şartları varsa disiplin hapsi yaptırımı gündeme gelebilir.
Bu yazımızda çocuğu göstermeme nedir, çocuğu teslim etmeme suç oluşturur mu, çocuk teslimine muhalefetin şartları nelerdir, çocuğu göstermeyen anne veya babaya ne yapılabilir, şikâyet nereye ve nasıl yapılır sorularını güncel mevzuat çerçevesinde ele alacağız. Ayrıca boşanma davası devam ederken çocuk teslimi, kişisel ilişki kararının uygulanması, çocuğun görüşmeye gitmek istememesi, velayet değişikliği ve 7343 sayılı Kanun sonrası çocuk teslimine muhalefet uygulamasını ayrıntılı olarak açıklayacağız.
Çocuğu Göstermeme Nedir?
Çocuğu göstermeme, mahkeme tarafından çocuk ile kişisel ilişki kurmasına karar verilen anne veya babanın, belirlenen gün ve saatlerde müşterek çocukla görüşmesinin diğer ebeveyn tarafından engellenmesidir. Uygulamada bu ifade özellikle çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurmasının önlenmesi durumlarını anlatmak için kullanılmaktadır.
Boşanma veya ayrılık sonrasında velayetin anne ya da babadan birine verilmesi, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki hukuki ve kişisel bağı ortadan kaldırmaz. Mahkeme, çocuğun üstün yararını dikkate alarak velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verebilir.
Bu durumda velayeti kullanan taraf, mahkeme kararında belirtilen kişisel ilişki düzenine uymakla yükümlüdür. Haklı ve hukuken geçerli bir neden bulunmaksızın çocuğun sürekli olarak diğer ebeveynden kaçırılması, teslim edilmemesi veya görüşmenin başka şekilde engellenmesi hukuki yaptırımlar doğurabilir.
Çocuk Göstermeme Suçu Nedir?
Uygulamada “çocuk göstermeme suçu” olarak ifade edilen durum, esas olarak çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ya da tedbir kararının yerine getirilmesine yönelik teslim emrine aykırı davranılmasıyla bağlantılıdır.
Güncel düzenleme bakımından konunun yalnızca klasik anlamda bir “suç” olarak ifade edilmesi teknik açıdan yanıltıcı olabilir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında, çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanmasına engel olan kişiler hakkında şartları gerçekleştiğinde disiplin hapsi uygulanması öngörülmektedir.
Dolayısıyla her “çocuğu göstermeme” olayı kendiliğinden yaptırım uygulanması için yeterli değildir. Mahkeme kararı, kararın uygulanmasına ilişkin süreç, teslim emri ve kanunda öngörülen diğer şartların somut olayda bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Nedir?
Çocuk teslimine muhalefet, mahkeme tarafından verilen çocuk teslimine ilişkin ilam veya tedbir kararının uygulanması amacıyla düzenlenen teslim emrine aykırı hareket edilmesi ya da emrin yerine getirilmesinin engellenmesidir.
7343 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanması eski sistemdeki gibi icra daireleri üzerinden yürütülmemektedir. Bu görev, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine verilmiştir.
Bu değişiklikle çocukların bir icra işleminin konusu haline getirilmesinin önüne geçilmesi ve sürecin çocuğun üstün yararını merkeze alan bir yapıda yürütülmesi amaçlanmıştır.
Çocuk teslimine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edilmesi veya emrin yerine getirilmesinin engellenmesi halinde ise Çocuk Koruma Kanunu'nda öngörülen disiplin hapsi yaptırımı gündeme gelebilir.
Çocuk Göstermeme Suçunun Şartları Nelerdir?
Çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi tek başına her durumda disiplin hapsi uygulanmasına neden olmaz. Yaptırım bakımından kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması gerekir.
Temel olarak;
Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin uygulanabilir bir mahkeme kararı veya tedbir kararı bulunması,
Bu kararın yerine getirilmesi amacıyla ilgili müdürlüğe başvurulması,
Kararın uygulanması kapsamında usulüne uygun bir teslim emrinin bulunması,
Teslim emrinin gereğinin yerine getirilmemesi veya uygulanmasının engellenmesi,
Kanunda öngörülen süre içerisinde şikâyette bulunulması
gibi şartlar önem taşır.
Bu nedenle yalnızca ebeveynler arasındaki sözlü anlaşmaya uyulmaması ile mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki kararının uygulanmasının engellenmesi aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
Çocuk Teslimine Muhalefet Hangi Durumlarda Oluşur?
Çocuk teslimine ilişkin ilam veya tedbir kararının uygulanması amacıyla verilen teslim emrine aykırı hareket edilmesi ya da emrin gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesi halinde çocuk teslimine muhalefet gündeme gelebilir.
Örneğin mahkeme kararı doğrultusunda çocuğun teslim edilmesi gerekirken teslimden bilinçli olarak kaçınılması veya teslim işleminin fiilen engellenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bununla birlikte çocuk teslimi ile çocukla kişisel ilişki kurulması birbirinden ayrılmalıdır. Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F, bu iki karar türüne aykırılık bakımından farklı disiplin hapsi süreleri öngörmektedir.
Bu nedenle somut olayda hangi mahkeme kararının ihlal edildiğinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Çocuğu Teslim Etmeme Suç Oluşturur mu?
Mahkeme kararına dayanan çocuk teslimi sürecinde teslim emrine aykırı hareket edilmesi yaptırım doğurabilir. Ancak her teslim etmeme olayını doğrudan ve otomatik olarak ceza hukuku anlamında suç şeklinde nitelendirmek doğru değildir.
Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F uyarınca çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin yerine getirilmesini engelleyenler, kanundaki şartlarla üç aya kadar disiplin hapsi ile karşılaşabilir.
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emrine aykırılık bakımından ise kanun ayrıca üç günden on güne kadar disiplin hapsi öngörmektedir.
Dolayısıyla yaptırım belirlenirken “çocuğun teslimi” ile “çocukla kişisel ilişki kurulması” kararları arasındaki ayrım gözden kaçırılmamalıdır.
Çocuğu Göstermeyen Anne veya Babaya Ne Yapılabilir?
Mahkemenin belirlediği kişisel ilişki günlerine rağmen müşterek çocukla görüşmesi engellenen ebeveyn, kural olarak öncelikle kararın yerine getirilmesi için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurabilir.
Güncel sistemde çocuğu görebilmek amacıyla eski uygulamadaki gibi icra dairesinde çocuk teslimine yönelik icra takibi başlatılması sistemi terk edilmiştir. Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanması Çocuk Koruma Kanunu hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir.
Teslim emrine rağmen mahkeme kararının uygulanması engellenirse, şartları varsa ilgili kişi hakkında şikâyet yoluna başvurulabilir.
Çocuğun diğer ebeveyn ile kişisel ilişkisinin sürekli ve sistematik şekilde engellenmesi ayrıca velayet hakkının kullanılması bakımından da önem taşıyabilir. Ancak bunun velayetin değiştirilmesini gerektirip gerektirmediği her somut olayda özellikle çocuğun üstün yararı dikkate alınarak değerlendirilir.
Annenin Çocuğu Babaya Göstermemesi Suç mudur?
Çocuğun velayetinin annede olması, annenin mahkeme tarafından baba ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişkiyi istediği zaman engelleyebileceği anlamına gelmez.
Mahkeme baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermişse anne bu kararın uygulanmasına uygun davranmalıdır. Kararın uygulanması için yürütülen süreçte teslim emrine aykırı hareket edilmesi halinde Çocuk Koruma Kanunu kapsamında yaptırım gündeme gelebilir.
Ancak babanın çocukla görüşmesine ilişkin herhangi bir mahkeme kararı bulunmayan bir olay ile mevcut mahkeme kararının uygulanmasının engellendiği durum aynı şekilde değerlendirilmez.
Bu nedenle “anne çocuğu göstermiyor” şeklindeki bir uyuşmazlıkta öncelikle mevcut velayet ve kişisel ilişki kararının içeriği incelenmelidir.
Babanın Çocuğu Anneye Göstermemesi Suç mudur?
Aynı kurallar çocuğun velayeti babaya verilmişse baba açısından da geçerlidir. Hukuki düzenleme anne veya baba arasında cinsiyete dayalı bir ayrım yapmaz.
Velayet babada olmakla birlikte mahkeme anne ile müşterek çocuk arasında belirli gün ve saatlerde kişisel ilişki kurulmasına karar vermişse baba bu kararın uygulanmasını engellememelidir.
Babanın teslim emrine aykırı davranması veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engellemesi halinde somut olayın niteliğine göre disiplin hapsi yaptırımı gündeme gelebilir.
Dolayısıyla annenin çocuğu babaya göstermemesi ile babanın çocuğu anneye göstermemesi hukuken aynı temel kurallar çerçevesinde değerlendirilir. Esas alınan husus ebeveynin cinsiyeti değil, mahkeme kararı ve çocuğun üstün yararıdır.
Boşanma Davası Devam Ederken Çocuğu Göstermeme
Çocuğun gösterilmemesine ilişkin uyuşmazlıkların ortaya çıkması için boşanma kararının kesinleşmiş olması şart değildir. Boşanma davası devam ederken de mahkeme müşterek çocuk hakkında geçici tedbirler alabilir.
Aile mahkemesi dava süresince çocuğun hangi ebeveyn yanında kalacağını tedbiren belirleyebilir ve diğer ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verebilir.
Bu durumda verilen tedbir kararına tarafların uyması gerekir. Geçici velayetin kendisine bırakıldığı ebeveynin mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki günlerinde diğer ebeveynin çocukla görüşmesini keyfî biçimde engellemesi hukuki sonuç doğurabilir.
Çocuk Koruma Kanunu'ndaki uygulama sistemi yalnızca kesinleşmiş boşanma kararlarıyla sınırlı değildir; çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin tedbir kararları da ilgili düzenlemelerin kapsamında yer almaktadır.
Boşanma Davası Devam Ederken Çocuk Teslimi Nasıl Yapılır?
Boşanma davası sırasında aile mahkemesi tarafından çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişkiye ilişkin bir tedbir kararı verilmişse, bu kararın uygulanması için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulabilir.
Başvurunun ardından süreç Çocuk Koruma Kanunu'nun 41/A ve devamı maddelerinde öngörülen usule göre yürütülür.
Güncel sistemin temel yaklaşımı, çocuğu klasik bir cebri icra işleminin konusu haline getirmek yerine işlemleri çocuk dostu biçimde yürütmektir. Teslim işlemlerinde çocuğun üstün yararı esas alınır.
Dolayısıyla günümüzde “icraya vererek çocuğu almak” şeklindeki eski uygulamaya dayanan anlatımlar güncelliğini yitirmiştir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına Engel Olmak
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurması yalnızca anne veya babanın menfaatine ilişkin bir konu değildir. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde temel ölçütlerden biri çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki düzenine haklı bir neden olmaksızın sürekli şekilde aykırı davranılması, diğer ebeveynin müşterek çocuk ile görüşmesinin engellenmesi veya çocuğun kişisel ilişki zamanlarında teslim edilmemesi hukuki sonuç doğurabilir.
Bununla birlikte kişisel ilişki kararının çocuğun fiziksel veya psikolojik güvenliği açısından sakıncalı hale geldiği düşünülüyorsa çözüm, mahkeme kararını tek taraflı olarak sürekli biçimde uygulamamak değildir. Somut koşullara göre aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, sınırlandırılması veya kaldırılması talep edilebilir.
Mahkeme Kararına Rağmen Çocuğu Göstermeme
Mahkeme kararına rağmen çocuğu göstermeme, kişisel ilişki kararlarının uygulanmasında en önemli uyuşmazlıklardan biridir.
Mahkeme kararında çocuğun hangi tarihlerde ve hangi koşullarda diğer ebeveynle kişisel ilişki kuracağı belirlenmişse, velayeti kullanan ebeveyn kural olarak bu düzenlemeye uygun hareket etmelidir.
Kararın uygulanmaması halinde hak sahibi ebeveynin kendi imkânlarıyla çocuğu almaya çalışması yerine kanunda öngörülen başvuru mekanizmasını kullanması gerekir. Güncel sistemde başvuru Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne yapılmaktadır.
Teslim emrine aykırılığın devam etmesi halinde ise Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F kapsamında şikâyet ve disiplin hapsi gündeme gelebilir.
Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kararı Nasıl Uygulanır?
7343 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra çocuk teslimine ilişkin kararların uygulanmasında önemli bir sistem değişikliğine gidilmiştir. Önceden İcra ve İflas Kanunu kapsamında yürütülen çocuk teslimi işlemleri, günümüzde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında gerçekleştirilmektedir.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir kararları, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yerine getirilir.
Hak sahibi, mahkeme kararının uygulanması için ilgili müdürlüğe başvurur. Müdürlük, kanunda öngörülen usule göre yükümlü ile iletişime geçerek çocuğun belirlenen yere getirilmesini ve kararın gereğinin yerine getirilmesini sağlar. Gerektiğinde teslim emri tebliğ edilerek sürecin devamı sağlanır.
Bütün işlemlerde yalnızca ebeveynlerin talepleri değil, çocuğun üstün yararı gözetilir. Böylece çocuk tesliminin mümkün olduğunca çocuk üzerinde yeni bir çatışma veya travma yaratmadan gerçekleştirilmesi amaçlanır.
Çocuğu Teslim Etmeyen Anne veya Babaya Uygulanacak Yaptırım Nedir?
Çocuğu teslim etmeyen anne veya babaya uygulanabilecek yaptırım, ihlal edilen kararın niteliğine göre değişebilir. Bu noktada çocuk teslimi kararı ile çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar birbirinden ayrılmalıdır.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F kapsamında;
Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyen kişi, bir ay içerisinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil ayrıca suç teşkil etse dahi üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılabilir.
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararının uygulanmasına ilişkin teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyen kişi ise bir ay içerisinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsi ile karşılaşabilir.
Ayrıca kişisel ilişki kurulması amacıyla kendisine çocuk teslim edilen hak sahibinin, mahkeme kararında belirtilen sürenin sonunda çocuğu belirlenen yere geri getirmemesi halinde de bir ay içerisinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi üç aya kadar disiplin hapsi uygulanabilir.
Bu nedenle yaptırım yalnızca velayet sahibi anne veya babaya yönelik değildir. Çocuğu kişisel ilişki kapsamında teslim alan ebeveyn de mahkeme kararındaki sürenin sonunda çocuğu geri teslim etmekle yükümlüdür.
Son olarak disiplin hapsi ile TCK kapsamında bir suç nedeniyle verilen hapis cezası aynı hukuki kurum değildir. Bu nedenle uygulamada yaygın şekilde kullanılan “çocuğu göstermeme suçu” ifadesine rağmen, somut olayda uygulanacak hükmün ve yaptırımın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir.
Çocuk Teslimine Muhalefette Şikâyet Nasıl Yapılır?
Çocuk teslimine muhalefette şikâyet, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararının uygulanması sırasında verilen teslim emrine aykırı hareket edilmesi halinde gündeme gelir. Güncel sistemde öncelikle mahkeme kararının yerine getirilmesi için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulması gerekir.
Müdürlük tarafından yürütülen süreç sonucunda teslim emrine aykırı hareket edilmesi veya emrin gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesi halinde, hak sahibi şikâyet yoluna başvurabilir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 41/F maddesine göre şikâyet süresi bir aydır. Dolayısıyla eski uygulamaya ilişkin kaynaklarda yer alan İcra ve İflas Kanunu'ndaki genel şikâyet süreleri güncel çocuk teslimi sistemi bakımından esas alınmamalıdır.
Şikâyet üzerine mahkeme, teslim emrinin bulunup bulunmadığını, emrin usulüne uygun şekilde yerine getirilip getirilmediğini ve yükümlünün karara aykırı davranıp davranmadığını değerlendirir.
Bu nedenle yalnızca çocuğun gösterilmemesi üzerine çocuk teslimine ilişkin şikâyette bulunulması yeterli olmayıp, Çocuk Koruma Kanunu'nda öngörülen uygulama sürecinin ve teslim emrine aykırılığın bulunması önem taşır.
Çocuk Göstermeme Suçunda Görevli ve Yetkili Merci
Güncel düzenlemede çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanması Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilir. Kararın uygulanmasına yönelik ilk başvurunun ilgili müdürlüğe yapılması gerekir.
Teslim emrine aykırılık nedeniyle disiplin hapsi talep edilmesi halinde ise görevli mahkeme aile mahkemesidir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F uyarınca şikâyete, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesi bakar.
Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.
Dolayısıyla eski sistemde kullanılan “icra ceza mahkemesine şikâyet” şeklindeki anlatım güncel uygulamayı yansıtmamaktadır. 7343 sayılı Kanun sonrasında çocuk teslimine ilişkin icra sistemi kaldırılmış ve süreç çocuk odaklı yeni bir yapıya dönüştürülmüştür.
Çocuk Göstermeme Nedeniyle Velayet Değiştirilebilir mi?
Çocuğu diğer ebeveyne sürekli ve haklı bir neden olmaksızın göstermemek, somut olayın şartlarına göre velayetin değiştirilmesi değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ancak tek bir kişisel ilişki ihlali, velayetin kendiliğinden değişeceği anlamına gelmez.
Velayet konusunda temel ölçüt anne veya babanın cezalandırılması değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle mahkeme, çocuğu göstermeyen ebeveynin davranışının sürekliliğini, nedenlerini ve özellikle çocuk üzerindeki etkilerini değerlendirir.
Velayet verilen tarafın çocuğu diğer ebeveyne sistematik biçimde göstermemesi, çocuk ile diğer ebeveyn arasındaki ilişkiyi bilinçli olarak zedelemesi veya kişisel ilişki kararlarını sürekli ihlal etmesi, velayet yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirilmediği yönünde değerlendirmeye konu olabilir.
Bununla birlikte velayet değişikliği için yalnızca ebeveynler arasındaki uyuşmazlık esas alınmaz. Çocuğun yaşı, eğitim düzeni, mevcut yaşam ortamı, ebeveynlerle ilişkisi ve velayetin değiştirilmesinin çocuk üzerindeki muhtemel sonuçları birlikte incelenir.
Dolayısıyla çocuğu göstermeyen ebeveynin davranışı velayet değişikliği bakımından önemli olabilir; ancak sonuç her somut olayda çocuğun üstün yararına göre belirlenir.
Çocuğu Göstermemenin Boşanma Davasına Etkisi Nedir?
Boşanma davası devam ederken çocuğu göstermeme, özellikle velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi bakımından önem taşıyabilir.
Mahkeme dava sırasında müşterek çocuğun geçici olarak anne ya da babanın yanında kalmasına karar verebilir ve diğer ebeveynin de çocuğu ile kişisel ilişki kurma günlerini belirleyebilir. Geçici velayet kendisine bırakılan tarafın mahkemece belirlenen kişisel ilişkiyi sürekli olarak engellemesi, velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir davranıştır.
Örneğin mahkemenin izin verdiği günlerde çocuğu teslim etmemek, kişisel ilişkiyi sürekli olarak çeşitli bahanelerle engellemek veya ülke değiştirerek çocuğu diğer eşten uzaklaştırmaya çalışmak somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Bununla birlikte çocuğun anne veya baba ile kişisel ilişkisinin engellenmesi, boşanma davasında diğer bütün hususların önüne geçen otomatik bir sonuç yaratmaz. Mahkeme velayet konusunda yine çocuğun üstün yararını esas alır.
Çocuğu Göstermeme ve Çocuğun Üstün Yararı
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında temel amaç anne veya babadan birini cezalandırmak değil, çocuğun üstün yararını korumaktır.
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasının amacı da çocuk ile ebeveyni arasındaki aile bağının sağlıklı biçimde devam ettirilmesidir. Bu nedenle velayet hakkına sahip ebeveynin kişisel ilişki kararını diğer tarafa karşı bir baskı veya çatışma aracı olarak kullanmaması gerekir.
Benzer şekilde kişisel ilişki hakkına sahip ebeveyn de bu hakkı çocuğun huzurunu veya günlük düzenini bozacak şekilde kullanmamalıdır.
Özellikle müşterek çocuğu diğer ebeveynden uzaklaştırmak, ebeveyni çocuk karşısında sürekli kötülemek veya çocuğu anne-baba arasındaki uyuşmazlığın aracı haline getirmek, velayet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Dolayısıyla çocuğun gösterilmemesiyle ilgili uyuşmazlıklarda yalnızca “anne mi haklı, baba mı haklı?” sorusuna değil, uygulanacak çözümün çocuk üzerindeki etkisine odaklanılması gerekir.
Çocuk Tesliminde Çocuğun Gitmek İstememesi Durumunda Ne Olur?
Mahkeme tarafından kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş olmasına rağmen çocuk bazı durumlarda diğer ebeveyne gitmek istemeyebilir. Böyle bir durumda çocuğun beyanı tamamen yok sayılamayacağı gibi, yalnızca “çocuk istemiyor” denilerek mahkeme kararının sürekli olarak uygulanmaması da doğru değildir.
Güncel çocuk teslimi sisteminin önemli özelliklerinden biri işlemlerin çocuğun üstün yararı gözetilerek ve gerektiğinde uzman desteğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesidir.
Çocuğun diğer ebeveyne gitmek istememesinin nedeni özellikle önem taşır. Çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi, ebeveynle geçmiş ilişkisi, korku veya kaygının bulunup bulunmadığı ve çocuğun başka bir ebeveyn tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği değerlendirmede önem kazanabilir.
Örneğin kişisel ilişkinin çocuğun güvenliğini veya psikolojik durumunu ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğü düşünülüyorsa, mevcut kararın fiilen ve süresiz olarak uygulanmaması yerine aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, sınırlandırılması veya kaldırılması talep edilebilir.
Bu nedenle “çocuk gitmek istemedi” savunması her durumda çocuğu teslim etmemeyi hukuka uygun hale getiren otomatik bir gerekçe değildir.
Çocuk Teslimine Muhalefet ve İİK m. 341 Uygulaması
Çocuk teslimi konusunda internette bulunan eski içeriklerde sıklıkla İcra ve İflas Kanunu m. 341, icra müdürlüğü, çocuk teslimine ilişkin icra emri ve icra ceza mahkemesi ifadeleriyle karşılaşılmaktadır. Ancak bu bilgiler güncel mevzuat bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.
7343 sayılı Kanun ile çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi, İcra ve İflas Kanunu sisteminden çıkarılmıştır. Bunun yerine 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na 41/A ve devamı maddeleri eklenerek yeni bir uygulama sistemi oluşturulmuştur.
Bu nedenle güncel uyuşmazlıklarda İİK m. 341'e dayanan eski çocuk teslimine muhalefet sistemi uygulanmaz. Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanması, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla Çocuk Koruma Kanunu hükümlerine göre gerçekleştirilir.
Eski tarihli mahkeme kararları, hukuk makaleleri veya internet içeriklerinde “çocuk teslimine muhalefet suçu”, “icra ceza mahkemesi” ya da “tazyik hapsi” ifadelerinin görülmesinin temel nedeni, söz konusu içeriklerin 7343 sayılı Kanun öncesindeki hukuki sistemi esas alması olabilir.
Dolayısıyla çocuk teslim etmeme suçu hakkında güncel bir hukuki değerlendirme yapılırken eski İİK sisteminin değil, yürürlükteki Çocuk Koruma Kanunu hükümlerinin esas alınması gerekir.
7343 Sayılı Kanun Sonrası Çocuk Teslimine Muhalefet
7343 sayılı Kanun, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanmasında önemli bir sistem değişikliği getirmiştir. Değişiklik öncesinde çocuk teslimine ilişkin kararlar icra sistemi içerisinde yerine getirilirken yeni düzenleme ile bu yöntem terk edilmiştir.
Güncel sistemde süreç genel olarak şu şekilde işlemektedir:
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin bir ilam ya da tedbir kararı bulunur.
Hak sahibi, kararın uygulanması için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurur.
Müdürlük kanunda öngörülen usulle yükümlü ile iletişime geçerek çocuğun belirlenen yere getirilmesini ister.
Gereğinin yerine getirilmemesi halinde kanundaki şartlara göre teslim emri tebliğ edilir ve kararın uygulanmasına yönelik işlemler yürütülür.
Teslim emrine aykırı hareket edilmesi veya emrin yerine getirilmesinin engellenmesi halinde hak sahibi kanundaki süre içerisinde şikâyette bulunabilir.
Şikâyet, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesi tarafından değerlendirilir.
Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırılık halinde üç aya kadar disiplin hapsi uygulanabilir. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair teslim emrine aykırılık halinde ise yaptırım üç günden on güne kadar disiplin hapsidir.
Ayrıca kişisel ilişki kurma gününde çocuğu teslim alan hak sahibinin, karar kapsamında belirlenen sürenin sonunda çocuğu teslim etmekle yükümlü olduğu unutulmamalıdır. Çocuğun belirlenen yere geri getirilmemesi de kanunda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
Bu yönüyle güncel düzenleme yalnızca “çocuğu göstermeyen anne veya baba” üzerine kurulmamıştır. Hem çocuğu hak sahibine teslim etmekle yükümlü olan tarafın hem de kişisel ilişki sonrasında çocuğu geri getirmesi gereken hak sahibinin mahkeme kararına uygun davranması gerekir.
Sonuç olarak çocuğun gösterilmemesi, mahkeme kararının varlığına rağmen süreklilik kazanmışsa hukuki sonuçlar doğurabilir. Ancak çocuğu göstermeme, çocuk teslim etmeme, çocuğu kişisel ilişki sonrasında geri getirmeme ve çocuğu alarak kaçırma hukuken aynı kavramlar değildir. Hangi başvuru yolunun ve yaptırımın uygulanacağı, somut olayın niteliğine ve mevcut mahkeme kararının içeriğine göre belirlenmelidir.
